Dinin Temel Gayesi Konu Anlatımı

11.12.2023
A+
A-
Dinin Temel Gayesi Konu Anlatımı

Dinin Temel Gayesi Konu Anlatımı: Dinin insan hayatındaki amacı ve etkisi. Felsefi ve dini açıdan derinlemesine inceleme.

3.2. DİNİN TEMEL GAYESİ

Din insanların doğruyu bulmaları konusunda onlara rehberlik yapar. Çünkü dinin temel gayesi dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamaktır.

“Allah esenlik yurduna çağırıyor. Dileyene (mutluluğa ulaştıracak) doğru yolları gösteriyor.” (Yunus suresi 25. ayet) Dinin temel gayesinden biri de tüm insanların doğuştan getirdiği temel haklarını korumasıdır.

Hak Nedir?

Hak; sözlükte gerçek, doğru, gerçeğe uygun, adalet, pay ve emek karşılığı verilen ücret anlamlarına gelir. Terim olarak hak; dinin ve hukuk düzeninin kişiye tanıdığı yetki ve ayrıcalıktır.

Kur’an-ı Kerim’de hak kelimesi gerçeğe uygun söz, doğru haber, doğru yol gibi anlamlarda kullanılmıştır. Peygamberimizin hadislerinde ise varlığı kesin olan, kuşkuya yer bırakmayacak kesinlikte gerçek ve sabit olan şey anlamında kullanılmaktadır.

İslam dini tüm insanların can, nesil, akıl, mal ve dinini garanti altına almıştır.

Canın Korunması

İslam’a göre insan hayatı kutsaldır. Haksız yere hiçbir masum insan öldürülemez. “… Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur…” (Maide suresi 32. ayet) Dinimiz öldürmeyi değil yaşatmayı emreder.

“Fakirlik korkusuyla çocuklarınızın canına kıymayın. Biz onların da sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.” (İsra suresi 31. ayet)

Canın korunması aynı zamanda can güvenliğinin de korunmasıdır. Bunun için çalışanların iş kazası geçirmemeleri amacıyla can güvenliğinin de sağlanması gerekir.

Neslin Korunması

Evlenip aile kurmak dinimizde önemli bir ibadettir. Peygamberimiz şöyle buyurur: “Ey gençler! Aranızda gücü yeten evlensin. Çünkü evlenmek gözü haramdan korumak ve iffeti muhafaza etmek için en iyi yoldur…” Evlilik Allah tarafından belirlenen fıtri bir değerdir. “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir…” (Rum suresi 21. ayet)

İslam’ın aileye önem vermesinin sebeplerinden biri de çocukların aile ortamında her türlü ihtiyaçlarının rahatlıkla gideriliyor olmasıdır. İlk eğitim, beslenme, sevgi, saygı, milli ve manevi birçok temel değerler aile tarafından öğretilir. Güzel bir aile ortamında yetişen bireyler hayata daha hazır hale gelirler.

Aklın Korunması

Dinimiz akıl sağlığına büyük önem verir. Aklımızı kullanmamız gerektiğinden bahseder. “Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?” (En’am suresi 32. ayet)

Bunun için aklın kullanılmasına engel olan her şeyi yasaklar. Bunlardan biri de alkoldür. “Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.” (Maide suresi 90. ayet) buyurarak alkollü içki içmeyi yasaklar. Çünkü alkollü içki kullananlar ne yaptıklarını bilmeden hareket ettikleri için kendilerine zarar verdikleri gibi etrafına da zarar verebilmektedir. Bundan dolayı Peygamberimiz “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” buyurur.

Dinimizce aklın kullanılmasına engel olan her türlü alkollü içkiler (şarap vs) ve uyuşturucu maddeler (esrar, afyon, eroin, kokain, morfin vs) kesinlikle haramdır.

Malın Korunması

Dinimiz çalışmaya ve üretken olmaya önem verir. “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm suresi 39. ayet) Kazandığımız malların korunmasına da büyük önem verir. Haksız kazançları bundan dolayı yasaklar. “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret dışında mallarınızı haksızlıkla yemeyin…” (Nisa suresi 29. ayet) Dinimizce yasaklanan haksız kazançlar şunlardır:

Hırsızlık: Başkasına ait bir malı onun haberi olmadan ve isteği dışında gizlice çalmaktır. Evlere gizli girip çalmak veya kapkaççılık yapmak gibi.

Hile: Bir kimseyi aldatmak, yanıltmak için yapılan oyundur. Çıkar sağlamak için, değerli bir şeye değersiz bir şey katmaktır. Tartıda hile yapmak gibi.

Rüşvet: Yaptırılmak istenilen bir işe yasadışı kolaylık sağlaması için ilgili görevliye ya da görevlilere el altından verilen para veya mala denir. Ceza almamak için rüşvet vermek gibi.

Kumar: Ortaya para konularak oynanan her türlü talih oyunudur. Kumarhanelerde oyun oynamak gibi.

Faiz: Banka ve benzeri bir yere ya da bir kimseye belli bir süre işletilmek üzere ödünç verilen paranın kullanımına karşılık olarak alınan kâr; başkasının parasını belli bir süre kullanmak, işletmek için ödenen paraya denir. Yani paradan para kazanmaktır.

Karaborsacılık: İnsanların ihtiyaç duyduğu malları, özellikle gıda maddelerini, fiyatları yükselsin diye stok yapmaya denir.

Korsanlık: Başkalarının hakkını zor kullanarak ele geçirmek veya yasal olmayan yollarla mal üretip satmaktır. Korsan cd, kitap satarak emeğe saygısızlık yapmak gibi.

İsraf: “Bir malı gereğinden fazla harcama veya tüketmeye denir. “…Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf suresi 31. ayet)

Dinin Korunması

Herkes inanma hürriyetine sahiptir. Hiç kimse bir başkasını zorlayarak dine inandıramaz. Eğer baskıyla dine inandırırsak karşı tarafı yalan söylemeye ve taklit etmeye zorlamış oluruz.

İslam dininin 2 temel kaynağı vardır. Bunlar: Kuran ve Sünnettir. Dinimizi korumanın yolu İslam’ı bu iki kaynaktan öğrenmekle olur. Bunun dışında olanlar dini yorumlamak olarak kabul edilir.

Bidat nedir?

Dinin aslından olmayan ve sünnete aykırı olarak icat edilen şeylere denir. Güzel bidata örnek minarelerdir. Kötü bidata örnek hurafelerdir.

Hurafe Nedir?

İslam’ın aslından olmayan, dine sonradan giren ve din gibi algılanan şeylere hurafe denir. Sihir, büyü ve ruh çağırma çeşitli hurafe olan batıl inanışlardan birkaçıdır. Hurafelere inanmak yanlıştır. Bunlar dini istismar ederek insanları sömürmektedirler. Akıllı bir Müslüman bunlara güvenmez sadece Allah’a güvenir.

Tahrif Nedir?

Dinin aslını saptırmak, bozmak ve değiştirmektir. Tevrat, Zebur ve İncil gibi kutsal metinler insanlar tarafından maalesef tahrif edilmiştir. Mesela Hz. İsa’ya indirilen İncil yerine Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncillerine inanılmıştır. Hz. İsa’ya indirilen İncil yok edilmiştir. Ayrıca Hz. İsa’nın getirdiği tevhit inancını değiştirip yerine Baba-Oğul-Kutsal Ruh, adlı tanrı üçlemesi uydurmuşlardır.

Dinimiz olan İslam’ın kutsal kitabı olan Kur’an-ı Kerim, hiçbir şekilde tahrif olmamıştır. Aslını bozmadan bizlere intikal etmiştir. İslam’ın özü, peygamberimizden bu yana değişmeden gelmiştir. “Doğrusu Kur’an’ı biz indirdik, onun koruyucusu elbette biziz.” (Hicr suresi 9. ayet) ayeti bu gerçeği ifade etmektedir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.