Kaderle İlgili Kavramlar Konu Anlatımı

    11.12.2023
    A+
    A-
    Kaderle İlgili Kavramlar Konu Anlatımı

    Kaderle İlgili Kavramlar Konu Anlatımı: İnsan hayatındaki kader anlayışının felsefi ve kültürel yorumları.

    Kader İle İlgili Kavramlar

    Gerek dinî literatürde gerekse halk arasındaki deyim ve sözlerde karşımıza çıkan ve kaderle ilişkilendirilen bazı kavramlar vardır. Kader dinî literatürde daha çok ecel, ömür, hayır, şer, afet, sağlık, hastalık, rızık, başarı, başarısızlık, tevekkül gibi kelime ve kavramlarla ele alınmıştır Halk arasında ise “Kaderim böyleymiş!”, “kader mahkûmu”, “kötü talih”, “Kısmette ne varsa o olur.”, “alın yazısı” şeklinde karşımıza çıkmaktadır Doğru bir kader anlayışı ve inancı için bu ifadelerin kaderle ilişkilerini sağlıklı bir şekilde kurmak gerekir.

    Ecel ve Ömür

    Ecel kelimesi, sözlükte müddet, süre, belirlenen vaktin sonu gibi anlamlarla açıklanmıştır. Terim olarak ömrün bittiği, hayatın sona erdiği zamana denir. Ecel kavramı Kur’an’da, insan için kullanıldığı gibi milletlerin, Güneş’in, Ay’ın ve yer ile gök arasındaki her şeyin var olma süresinin belirlendiğini ifade etmek için de kullanılmıştır. Dünyadaki her varlık için Allah tarafından belirlenmiş bir yaşam süresi vardır. Varlıkların dünyada geçirdiği bu yaşam süresi de ömür olarak adlandırılır. Ecel ve Ömür kavramları Kur’an-ı Kerim’in çeşitli ayetlerinde şu şekilde dile getirilmektedir;

    “Yeryüzünde bulunan her canlı sonludur. Sadece kerem sahibi, Yüce Rabb’inin varlığı süreklidir.” (Rahmân suresi, 26, 27. ayetler)

    “…(Güneş ve Ay’dan) her biri, belirlenmiş bir süreye kadar hareketlerini sürdürürler…” (Fatır Suresi, 13. ayet)

    “Her can, ölümü tadacaktır. Sonunda bize döndürüleceksiniz.”

    (Ankebut Suresi, 57. ayet)

    “O (Allah), sizi bir çamurdan yaratan, sonra size bir ecel, (bir ömür süresi) tayin edendir…” (En’am Suresi, 2. ayet)

    İyi Bir Müslüman İçin Ecel ve Ömür

    1. İyi bir Müslüman, hayatın bir sonunun olduğunu bilerek Allah’ın kendisine bağışladığı ömrü iyi değerlendirir.
    2. İyi bir Müslüman, hayatın her anında güzel davranışlar sergilemeye çalışır ve çevresine faydalı bir insan olmaya gayret eder.
    3. İyi bir Müslüman, ölümün için bir yok oluş değil, ahiret hayatına geçiş için bir köprü olduğunu idrak eder.
    4. İyi bir Müslüman ölümden korkmak yerine ölüme her zaman hazırlıklı bir hayat yaşamaya gayret eder.

    Rızık

    Allah dünyadaki her canlının ihtiyaç duyabileceği her türlü rızkı yaratmıştır. Ancak her canlı hakkı olan rızığa ulaşması için belirli bir çaba göstermesi gerekir. İnsanın elde edeceği rızık, harcayacağı fiziki ve zihinsel çaba ile doğru orantılıdır. Daha fazla gayret gösteren insana Allah daha fazla rızık verir. Ayrıca rızık konusunda Allah insanlar arasında her hangi bir ayrım yapmaz. Bu konudaki temel ölçüt harcanan emektir. (Erkek, kadın; Müslüman, gayrimüslim vb.)

    ‘’Sizden birinizin sırtına bir bağ odun yükleyip satması, dilenmesinden daha hayırlıdır.’’ (Hadis)

    ‘’Gerçekten insanın kendi çalışmasının karşılığından başka bir şey yoktur.’’ (Necm Suresi 39)

    ‘’Allah gökleri ve yeri yerli yerince yaratmıştır. Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez.’’ (Casiye Suresi 22)

    Allah’ın sana verdiğinden (onun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik ettiği gibi sen de insanlara iyilik et.’’ (Kasas Suresi, 77)

    Not: Dinimize göre çalışmadan kazanmak, üretmeden tüketmek, boş durup beklemek hoş karşılanmaz. ‘’Nasıl olsa rızkımı Allah verir.’’ düşüncesiyle pasif bir bekleyişi uygun görmez.

    Dinimizin Emek ve Rızık Konusundaki Tavsiyeleri;

    • İnsan elinden geldiğince çaba göstermelidir.
    • Hem bu dünya, hem de ahiret için çalışmalıdır.
    • Alan el değil; veren el olmaya gayret etmelidir.
    • Rızkını helal yollardan ve alın teri ile kazanmalıdır.
    • Mümkün olduğunca başkalarına muhtaç olmaktan kaçınmalıdır.
    • Elde ettiği rızık için Allah’a şükretmesini bilmelidir.

    Tevekkül

    Tevekkül; Allah’a teslim olmak, güvenmek, dayanmak ve ona sığınmak demektir. Dinî bir terim olarak tevekkül, bir işi yaparken elinden gelen gayreti göstermekle birlikte kalben Allah’a bağlanıp ona güvenmek, sonucu ondan beklemek demektir. Unutulmamalıdır ki; Tevekkül, Allah’tan kendimiz için hayırlı olanı istemektir. Bununla birlikte belki de çok istenilen şey bizim için hayırlı olmayabilir.

    • Bir öğrencinin derslerine gerektiği şekilde çalışarak, hayırlı bir gelecek için Allah’a dua etmesi tevekküldür.
    • Bir esnafın dükkanını sabah erkenden açarak, müşterileri için gerekli her türlü hazırlığı yaptıktan sonra, helal kazanç için Allah’a dua etmesi tevekküldür.
    • Bir sporcunun sıkı bir şekilde antrenman yaparak, maça çıkmadan önce galibiyet için Allah’a dua etmesi tevekküldür.
    • Bir sürücünün trafik kurallarına eksiksiz uyması, bununla birlikte aracının her türlü bakımını yaptırdıktan sonra, kazasız belasız bir yolculuk için Allah’a dua etmesi bir tevekküldür.

    Başarı ve Başarısızlık

    İnsan kendisine verilen akıl ve iradesiyle başarıya gidecek yolları öğrenir ve tercih eder. Tercihleri sonucunda ya başarılı ya da başarısız olur Bir tercih söz konusu olduğu için başarı veya başarısızlığın sorumluluğu insanın kendisine aittir. Başarı yolunda insanın önüne çok sayıda engel çıkabilir. Engeller karşısında hemen vazgeçmek ve sorumluluktan kaçmak doğru değildir.

    Başarılı olmak için kişinin çalışması, çabalaması, yaptığı işlerle ilgili gerekli her türlü gayreti göstermesi ve sorumluluklarını yerine getirdikten sonra başarılı olmayı Allah’tan beklemelidir. Çok çalışmasına rağmen arzu ettiği başarıya ulaşamayan insan da “Ben ne bahtsızım.” diyerek Allah’ın takdirine isyan etmemeli, gayreti elden bırakmamalıdır.

    Bu konuda Hz. Muhammed (s.a.v.) tutum ve davranışlarıyla bizlere örnek olmuştur. Mekke’de başına gelen bütün olumsuzluklara rağmen azim ve kararlılıkla insanları hak yola davet etmeye devam etmiştir.

    Hak ve adaletten ayrılarak zulüm ve haksızlıkla bir şeyleri elde etmek başarı sayılmaz. Haksızlıkla ve adaletsizlikle sözde başarılar elde etmiş insanlarla ilgili Kur’an-ı Kerim’de, “İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.” buyrulmaktadır.

    Başarı için doğruluktan ve adaletten ayrılmayanları ise Allah mükâfatlandıracaktır. Bu konu Kur’an-ı Kerim’de, “Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları başarıları sebebiyle kurtarır. Onlara kötülük dokunmaz. Onlar üzülmezler de.” buyrularak başarıda asıl sırrın Allah’a duyulan saygıda ve bağlılıkta olduğu vurgulanmaktadır.

    Hastalık ve Sağlık

    Sağlık, Allah’ın insana bahşettiği nimetlerin başında gelir. Sağlığın değerini hasta olduğumuzda daha iyi anlarız. Küçük bir rahatsızlık bile hâlsiz ve yorgun düşürür. Tedavisi zor olan hastalıklarla mücadele edenler ve sürekli yatağa bağımlı yaşayanlar da sağlığın ne kadar büyük bir nimet olduğunu bizlere gösterir. Yediğimiz, içtiğimiz şeylerin sağlıklı olması; hijyen şartları; yaşadığımız ortamın ısı, ışık, hava gibi etkenlerinin yeterli olması; uyku ve dinlenme gibi hususlara dikkat edilmesi hastalıklardan korunmamız ve sağlıklı kalmamız için büyük bir önem arz eder.

    Dinimizde helal ve temiz olanı tercih etmek, haramdan uzak durmak da beden ve ruh sağlığımız açısından önemlidir. Bu konuyla ilgili Allah şöyle buyrulmuştur: “Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin!..

    Alınan bütün önlemlere rağmen insanlar yine de hasta olabilir. Böyle durumlarda “Hasta olmak benim kaderimde varmış.” diyerek tedavi olmamak veya hastalığa çare aramamak doğru bir kader anlayışı değildir.

    Hasta olan kişi sağlığına kavuşmak için gerekli tedavi yollarına başvurmalı ve Allah’a dua etmelidir. Peygamberimiz “Ey Allah’ın kulları! Tedavi olunuz. Şüphesiz Allah her hastalığın şifasını yaratmıştır.” buyurarak bu konuda bizlere yol göstermiştir.

    BİR YORUM YAZIN

    ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

    Henüz yorum yapılmamış.